301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
08 Şubat 2017 - Çarşamba 01:22
 
Bizim neden telefon kulübemiz yok?
 
 

Son zamanlarda çok sık duyduğum bir cümleden yola çıkarak bir kaç cümle sizinle paylaşmak isterim. “Bu memleketin en büyük sorunu işsizliktir.” Bu cümleye ancak kısmen katılabiliyorum. Bence bu memleketin en büyük sorunu, bu memleketin insanlarını işsizliğe mahkum eden yöneticilerdir.

Size bir soru sormak isterim. Elinizde imkan olsa nasıl bir iş kurmak / yapmak isterdiniz? Hadi şöyle bir düşünelim. Bir kafeterya, bir ayakkabı tamirhanesi, bir takı dükkânı, bir kozmetikçi ya da kuruyemişçi? İllaki vardır bir fikriniz. Özellikle ticarete henüz başlamaya karar vermiş biriyseniz, kafeterya ilk fikriniz olur. Ya da ben hep aynı fikirdeki insanlara denk geldim. Haydi bakalım. Şimdi ilk ticarethanenizi açıyorsunuz. Hayırlı uğurlu olsun. Bu parayı nerden getirdiniz diye sormuyorum. Ama sadece şunu merak ediyorum. Müşteri çekebilecek misiniz? Müşteri çekebilmek için ne yapacaksınız? Müşteri olmasa bile ayakta kalabilecek misiniz? O kafeteryanın ve ya kuruyemişçinin ayakta durması için neye ihtiyacınız var? Durun ben söyleyeyim. Bence sizin en acilinden bir telefon kulübesine ihtiyacınız var. Evet, bir telefon kulübesi. Üstelik kırmızı olmalı. İçinde bulunan telefonun çalışıp çalışmadığı hiç önemli değil. Hatta o kulübenin işinde telefon olması da önemli değil. Kulübe olsun yeter. Bir de kulübenin üstüne “telephone” yazarsanız tamamdır. Sonrası basit farklı farklı şehirlerden ve ülkelerden binlerce hatta milyonlarca insan gelip kulübenin önünde fotoğraf çeker. Sonra da çektiği bu fotoğrafı sosyal medya hesabında paylaşmak ve bunu yaparken de sıcak bir çay içebilmek için sizin kafeteryanıza gelir.

Tıpkı Londra’da olduğu gibi. Aslında başka bir fikrim daha var. İşletmenizi açtığınız şehrin meydanına bir çan kulesi dikin. Ve bu kule her yıl bir kaç santim yan yatsın. Yine milyonlarca insan o çan kulesiyle fotoğraf çeksin. Küçük fotoğraf oyunlarıyla ayaklarını, ellerini, sırtlarını yaslamışlar gibi göstersin. Ama bakın şurası çok önemli! Kulenin ismi muhakkak “Pisa Kulesi” olsun. Olsun ki, işletmeniz müşteri dolsun. Şimdi bir daha düşünün. Ekonominiz canlandı sokaklarınız turist kaynıyor. Artık işlere yetişemiyorsun. Yanına 5-6 personel aldın. Bir iki personele daha ihtiyacın var. Ama memlekette personel yok. İşsiz güçsüz kimse kalmamış. Nihayet başardık. İşsizlik sıfıra indi. Yıllardır boşuna çabalıyorduk. Van Kalesi, Akdamar Kilisesi, Van Gölü, Hoşap Kalesi, Şamran Kanalı ve filamingolar işe yaramıyor. Bakınız, sorunu bir telefon kulübesi ile çözdük. Yaşasın telefon kulübeleri, yaşasın çan kuleleri.

Bilmem anlatabildim mi?

Birileri var, özellikle sözde memleket sevdalısı kurum yöneticileri. Sabahtan akşama kadar “bizim eller ne güzel eller” deyip duruyorlar. Yahu bizim elleri siz yaban ellere teslim ettiniz. Türkiye’nin her şehrinde düzenlenen turizm fuarlarına gidip stantlar kurup memleketi tanıtmaya, aynı zamanda iki tur atıp bir şeyler yapıyormuş gibi görünmeye çalıştınız. Yanınızda Van kedisi kostümü giymiş bir animatörü fuar alanında dans ettirdiniz. Kostümü gören hayvan severler bile kedimizden nefret etti. Sorarım size ne yaptınız? Bunca yıldır Vanlıyım, ben henüz Van’a sadece belli bir değerimizi görmek için gelen bir turist görmedim. Van’dan kalkıp da Londra’ya telefon kulübeleri ile fotoğraf çekmeye gidenleri gördüm ama Londra’dan kalkıp da Van’a kalede gün batımını izlemeye geleni görmedim. Yahu Londra’yı da geçtim. Yanı başımızda bir İran var. Zaten onlar da olmasa halimiz duman. En azından İranlılar geliyor memleketimize. Geliyor gelmesine, gelen bir daha gelmemek için resmen and içiyor. Çamurun, bataklığın ortasında bir sınır kapısı... Paçalarını sıvayıp, ellerinde bavullarıyla, yavru ceylan gibi seken İranlı turistleri gördüm. Ve bu turistlere bağırıp çağıran, hatta küfreden görevli personelleri gördüm. Açıkça söyleyeyim “ben olsam bir daha gelmem”

Sıcak mevsimlerde bu memlekete göç eden flamingo kuşları bile bir daha gelmez. Onlara bile sahip çıkamadık. Kaldı ki İranlı gelsin...

Bir Hopa örneği vermek istiyorum. Sarp Sınır kapısı... Türkiye’yi Gürcistan’a bağlayan sınır kapısı... Vize yok, pasaport yok, bataklık yok, çamur yok, küfreden görevli yok... Turist var, ilgi var, esnaf var, iş var, huzur var... Peki neden biz de yok? Kültür ve Turizm Müdürü’ne sormak lazım.

Yazımın başında dediğim gibi “Bu memleketin işsizlik sorunu yok. Bu memleketin, insanları işsizliğe mahkum eden yönetici sorunu var.”

Bizim şehrimizde kocaman kocaman fabrikalar yok. Bizim memleketimizde olağan üstü holdingler yok. Ama tarihi, turistik ve doğal güzelliklerimiz var. Emin olun dostlar, sadece Akdamar Kilisesi bile adam akıllı tanıtılırsa binlerce insan iş sahibi olur. Memleketin geleni çok olursa, geliri de çok olur. Adam akıllı bu işi yapacak olan biri yoksa, var olan da yok olur.

Hadi şimdi her şeyi sorduğumuz Google hazretlerine Londra’yı soralım, hemen hemen her görselde telefon kulübelerini göreceğiz. Bizim neden bir telefon kulübemiz yok. Bizde telefon kulübesi isteriz. Ya telefon başa, ya kulübe yaşa... Bir telefon kulübesi dünyaya bedel. Ne mutlu telefon kulübesiyim diyene.

Kadir Cesur

 
Etiketler: Bizim, neden, telefon, kulübemiz, yok,
Yorumlar
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
En Çok Okunanlar
Alıntı Yazarlar
Van
Az Bulutlu
Güncelleme: 13.10.2019
Bugün
- 20°
Pazartesi
- 20°
Salı
- 20°
Van

Güncelleme: 12.10.2019
İmsak
04:44
Sabah
06:05
Öğle
11:58
İkindi
15:09
Akşam
17:41
Yatsı
18:57
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı