301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
11 Şubat 2017 - Cumartesi 14:45
 
“Keramet değil marifet”
 
 

Şimdi sizinle bir oyun oynayalım. Ama ciddi ciddi oynayalım. Başlıyoruz. Aklınızda bir sayı tutun. Üzerine bir o kadar daha ekleyin. Şimdi üzerine 20 daha ekleyin. Ve şimdi de ikiye bölün. Tuttuğunuz sayıyı çıkarın. Kalan sonuç 10 olacaktır.

Belki birçoğunuz bu oyunu önceden biliyordu. Ortada bir keramet yok. Tuttuğunuz sayıya “x” deyin ve denklemi kurun. Basit bir matematiksel işlemle sonucu bulabilirsiniz. Çok da kafa yormaya, uzun uzun düşünmeye “Allah Allah nasıl oldu” diye meseleyi ilahi bir güce dayamaya da gerek yok.

“Maalesef” diyerek yazıma devam ediyorum!

Bundan yıllar yıllar önce memleketin birine giden bir politikacı, şehire deniz otobüsü getireceğini söylemiş. Aman Allah’ım... Tezahüratlar, alkışlar, çığlıklar... Koca kalabalık, hasretini çektiği bu mucizevi deniz taşıtının hayalini kurmuş. Alkışlar ve çığlıklar devam ederken içlerinden biri bir anda susmuş. Bir an düşünmüş. Belki de o kalabalığın ortasında kalan bir insanın yapabileceği en büyük şeyi yapmış: Düşünmek

Kalabalığın içinden biri, düşünen adamı görünce çok şaşırmış. Ve aralarında bir diyalog başlamış.

-Hayrola kardeş demin bangır bangır bağırıyordun. Ne oldu da sustun?

-Adam deniz otobüsü getireceğini söylüyor.

-Allah razı olsun. Ne güzel işte...

-İyi de bizim memleketin denizi yok ki!

-Allah razı olsun. Deniz de getirir.

-Peki nasıl getirecek? Hadi getirdi diyelim. O denizi nereye koyacak?

-Allah razı olsun. Koyacak bir yer bulur.

-Haklısın ‘koyacak’ bir yer kesin bulur!

Doğrudur. Kesinlikle doğrudur. Karşısında sorgulamayan bir halk varsa,  siyasetçi sadece diliyle değil deniz okyanus bile getirir. Ama getirmese bile bir kaç gün içinde denizi unutturur bir tas su bile vermez.

Yazıma başlarken küçük bir oyun oynamıştık. Basit matematiksel bir durumdu bu. Belki bir siyasetçi olsaydım, bir kerametim olduğunu söyler ve toplumun birçok kesimini buna inandırabilirdim.

İnanmayalım! Soralım! Sorgulayalım!

Şimdi yine bundan yıllar yıllar öncesine gidelim. Van depreminin yaşandığı tarihe...

Birçok ev, iş yeri, kamu kurumu ya yıkıldı ya da hasar gördü. Bunlardan biri de Van Müzesi... Urartu medeniyetine başkentlik yapmış, birçok farklı kültüre ev sahibi olmuş, hemen her köşesinde ayrı bir tarihi dokunun olduğu Van’da müze yok. Belki de var ama olmayabilir. Aslında hem var hem de yok. Yoksa varda biz mi göremiyoruz? Nasıl bir keramettir bu böyle? Teknoloji nasıl da ilerlemiş, bitmeyen müze yapmışlar. Takdir ediyoruz, kutluyoruz, başarılarının devamını diliyoruz. Böyle bir müze, tarih boyunca görülmemiştir. Ama harbi harbi görülmemiştir. Kerameti de bu ya....

2011’de meydana gelen depremlerde hasar gören eski Van Müzesi’nin yerine yapılan yeni Urartu Müzesi’nin yapımı bir türlü tamamlanamadı. Van Kalesi’nin kuzeyine yapılan yeni müzenin 2013 yılında yapımının biteceği söylenmişti. Ama ne kerametse bitmedi.
Şehir merkezindeki 1972’de yapılan müzenin yerine, Van Kalesi’nin yanına yapılan müzenin yapımına 6 yıl önce başlandı. Toplamda 15 milyon 235 bin liraya mal oldu. Müze ‘Cazibe Merkezlerini Destekleme Programı’ kapsamında yapılmaya başlanmıştı. Deniz otobüsü bekler gibi bekledik cazibeyi. Ama ne deniz geldi ne de deniz otobüsü.

13 bini kapalı 50 bin metrekare alan üzerine yapılan Urartu Müzesi kentte ciddi bir yankı uyandırdı. Aman Allahım o nasıl bir bina? Van Kalesi’sinin mimarı ile müzenin mimarı aynı kişi... Hatta ve hatta bu mimar öyle bir mimar ki Mısır piramitlerini de o yapmış. Bir şaheser dikmiş oraya. Müze deyip geçmeyin. Ya da geçin, boş verin. Zaten önünden geçseniz müze olduğunu anlayamazsınız. Burada mimara sataşıyorum ama asıl suç mimarda da değil ki. Sanki mimara “abi bak buraya bir AVM yapacağız” demişler de mimar bunu yapmış. Ne yapsın adam? Van Kalesi’nin hemen burnunun dibinde yer alan bu binanın oranın dokusuna uygun olması gerekirken böyle bir bina yapılmış. Mimari açıdan sataşmayı burada noktalıyorum. Başka bir sataşma ile devam ediyorum.

Hani, yazının başında “aklınızda bir sayı tutun” demiştim ya, şimdi ben aklımda bir sayı tutuyorum. Aklımdaki sayı: 15 Milyon 235

Bu sayı, müzenin toplam maliyeti...

Siz de bu sayıyı aklınızda tutun. Hatta bir yere yazın. Akılda kalmaz, kâğıtta kalır...

Dört yıl önce bitmesi gereken, yapısında herhangi bir müze özelliği taşımayan, aynı zamanda kent, bölge ve tarih için oldukça önemli olan, tamı tamına 15 Milyon 235 TL ’yapılan ve ne yazık ki yapıldığı yerde çürümeye yüz tutan bir müzemiz var.

Bu müzenin açılıp bir an evvel faaliyete girmesi için keramete değil, açılışı için gelip seçim konuşması yapacak bir bürokrata ihtiyacı var.

Allah razı olsun. Bitmeyen müze icat etmişler...

Sağlıcakla kalın...

-Kadir Cesur

 

 
Etiketler: “Keramet, değil, marifet”
Yorumlar
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
En Çok Okunanlar
Alıntı Yazarlar
Van
Az Bulutlu
Güncelleme: 13.10.2019
Bugün
- 20°
Pazartesi
- 20°
Salı
- 20°
Van

Güncelleme: 12.10.2019
İmsak
04:44
Sabah
06:05
Öğle
11:58
İkindi
15:09
Akşam
17:41
Yatsı
18:57
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı